Öz
Esas amacı,uluslar arası sermayenin önündeki engelleri kaldırmak ve yabancı yatırımları teşvik etmek olan Dünya Bankası’nın tarihsel süreçte kuruluş felsefesini oluşturan unsurları anlayabilmek için Birleşik Amerika’nın Açık Kaçınılmaz Yazgı (Manifest Destiny) anlayışını, Açık Kapı (Open Door Policy) politikasını ve misyonerlik faaliyetlerini, Woodrow Wilson’ın kurucusu olduğu Milletler Cemiyeti’ni, Wilson Prensipleri’nin 2 ve 3. Maddelerini incelemek gerekir. 1913 yılında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı seçilen, Woodrow Wilson, 1918’de, tüm dünyaya, “kalıcı barış, demokrasi, özgürlük, insan hakları, serbest piyasa ekonomisi, ulusların kendi kaderini belirleme hakkı ve hukukun üstünlüğüne dayalı” yeni bir uluslar arası sistem vadediyordu. 1914 yılında başlayan komünizm-kapitalizm savaşında, Wilson, Lenin’in Barış Kararnamesi karşısında Wilson Prensipleri’ni açıkladı. “Wilson Prensipleri” ile Birleşik Amerika Başkanı Wilson’ın ilan ettiği 14 nokta da “eşit rekabet koşulları” ile ticaret engellerinin kaldırıldığı bir ekonomik sistem öngörülüyordu. O dönem Amerika, “eşit rekabet koşulları” ile Birleşik Krallığının sahip olduğu dış pazarlara ve hammadde kaynaklarına ulaşmadaki rekabet üstünlüğünün kalkmasını ve Amerika’ya eşit koşulların sağlanmasını istiyordu. Böylece, İkinci Dünya Savaşı sürerken A.B.D ekonomik, sosyal ve siyasal bir uluslararası yapılanmayı da yukarıda belirtilen politikaların uzantısı şeklinde planlamıştır. Birleşik Amerika’nın öncülüğünde Birleşmiş Milletler sistemi kurulmuş , Dünya Bankası ve IMF gibi uluslar arası finans kuruluşları, dünya ekonomisinde piyasa kurallarının işlemesini sağlayacak amaç ve hedeflerle donatılmışlardı. Böylelikle, Amerikan sermayesinin önündeki tüm engellerin aşılmasında ve gelişmekte olan ülkelerin hammadde kaynaklarına ve pazarlarına ulaşılmasında Dünya Bankası görevlendirilmiştir. Nitekim, Dünya Bankası’nın ideolojik yapısı, 1950’li yıllarda Türkiye için hazırlanan Barker Raporu’nda belirginleşiyordu. Demokrat Parti hükümeti Barker Raporu doğrultusunda, “Petrol Kanunu” ve “Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu”nu çıkarmış, böylece, Türkiye’nin İvedili Sanayi Kalkınma Planı dönüşürken, Pazar ekonomisine dayalı bir ekonomik yapının mihenk taşları atılıyordu.
| Anahtar Kelimeler: | Dünya Bankası Barker Raporu Açık Kapı Politikası Petrol Kanunu |