Öz
Sanayileşmiş ülkelerde başlayan ve gelişmekte olan ülkelerde de etkili olan demografik yaşlanma olgusu karşısında, ülkeler nüfusun yaşlanmasını engellemek ve yaşlanmanın yol açtığı sorunları telafi etmek için başta doğum artışını teşvik olmak üzere işgücü piyasasına ve sosyal güvenlik sistemine yönelik politikalar hayata geçirmektedir. Bu noktada nüfus ve sosyal refah konusunda pro-natalist ve anti-natalist yaklaşımlar birbirine zıt öngörüler ortaya koysa da, doğurganlığı artırmak dışındaki politikaların etkinliği sınırlılıklar ve belirsizlikler içermektedir. Doğurganlığın azalması temel olarak çocuk yetiştirme maliyeti ile açıklanmakta ve bazı çalışmalarda uygun şartlar gerçekleşmiş olsaydı ebeveynlerin daha fazla çocuğa sahip olacağı ortaya konmaktadır. Bu durum ise, özellikle kamusal çocuk ve aile yardımlarının ve eğitim sübvansiyonlarının yetersiz olduğu toplumlarda, bir taraftan bireysel maliyetlere katlanarak çocuk yetiştiren ve bu maliyetlerden kaçınarak çocuk sahibi olmayan bireyler arasında kamusal mal olarak kabul edilen nitelikli çocuk-beşeri sermayenin pozitif dışsallığı sorununu, diğer taraftan kamusal mal olarak çocuk sayısının sosyal optimum seviyenin altında kalması sorununu öne çıkarmaktadır. Literatürde yaşlanmaya yönelik politikalar ele alınmakla birlikte, işgücünün yaşlanmasının bir kamusal mal olarak beşerî sermaye üretiminin sosyal fayda-pozitif dışsallık etkisini orantısız biçimde artırması boyutu incelenmemektedir. Literatür incelemesi yoluyla yapılan bu çalışma meselenin pozitif dışsallığın içselleştirilmesi boyutunu ele almakta ve bu konuda politika geliştirilmesinin önemini vurgulamaktadır.
| Anahtar Kelimeler: | Demografik Yaşlanma İşgücünün Yaşlanması Beşerî Sermaye Pozitif Dışsallık Nüfus Politikası |